27 Kasım 2009
Ey gece karanlığına karışan çığlığım. Ey gitmemesi gereken yerlere giden haykırışım. Ey tozuna kurban olduğum sevgilim… Ey içine hicran düşen yüreğim. Elim… Ayağım… Gözüm… Kulağım… Ey senin adını andıkça anası gelen dilim… Ey güneşi gördükçe geceye sinen, muhabbete sadakati kalmamış sıradan ümitlerim… Ey gecenin himmetinden sualsiz faydalanmak için gündüze küsen umutlarım. Ey kendime küsüp sana koşan benliğim… Bencilliğim… Ey kavgayı barışa tercih eden kinim. Unutulması gerekenleri unutturmayan zalim beynim… Benden başka kemirecek şeyi kalmayan derdim…
Ey sen. Ey kendim… Terk edin beni. Yalnız bırakın benliğimi… Başımı alıp gitmeden buralardan… Yazının tamamını okuyun »
Etiketler: , deneme, deneme oku, Ey gece karanlığına karışan çığlığım, gidenlere, özgün adam
Kategori Deni-Yorum | Yorum Yok »
06 Ağustos 2009
Bir at oldum. Sana koştum dörtnala. Ayağımdaki nalımı sakladılar uğur diye. Bende dört nal vardı. Ama uğurum olan sen yoktun. Güneş oldum sana doğdum her sabah. Söneceğimi bile bile Karanlıkları aydınlattım ışığımla. Kendimi kararttım. Sen yoktun. Bir Dilek oldum kendimi astım ağaca. Ha gerçekleşmiş ha gerçekleşmemiş. Senin yolundaydım. Sen yoktun. Gül oldum sana açtım. Buram buram koktum etrafıma. Ayağı çıplak çocuklar yoldu beni. Oysa seni beklemiştim. Sen yoktun. Yazının tamamını okuyun »
Etiketler: çizgili, çizgili defter, çizgilidefter, defter, deneme oku, denemeler, kendimi bulamadım, özgün adam
Kategori Deni-Yorum, Yaşı-Yorum | 2 Yorum »
02 Ağustos 2009
Cahil olası geliyor insanın.. Ne okuyasım var ne yazasım. Öğrenmeseydim okuma yazmayı belki rahat ederdim. Hiç okula gitmeseydim mesela. Anadan doğma ve sadece yaşamak için yeterli olan bilgilerle yaşasaydım. Ve ölseydim mesela…
Resimlerden takip edilen bir dünya çokta acı vermese gerek. Ne lise aşkları olurdu nede okurken gözyaşlarına boğan şiirler. Denemelerde olmazdı hayatımda. Acı olmazdı mesela.. Yazının tamamını okuyun »
Etiketler: deneme, deneme mesela, deneme oku, makale arşivi, mesela, özgün adam, özgün makaleler
Kategori Deni-Yorum, Yaşı-Yorum | Yorum Yok »
16 Temmuz 2009
Yeni moda oldu sanırım. Aile danışmanları… Psikologlar… kelimelerle insanları yola getirdiklerine inanılan meşhur insanlar. Hiç inancım yok bir insanın beni kelimelerle iyi edeceğine. Hiçbir kelimeye inancım kalmadı zira. Ne bir cümle psikolojimi düzeltir nede bir insanın benim hayatım hakkında ileri geri konuşup yorum yapması. Bilakis buna tahammülde edemem. Kavga çıkar. Yazının tamamını okuyun »
Etiketler: Bir psikiyatrist eksikti, makale arşivi, özgün adam, özgün makaleler, psikiyatrist
Kategori Bili-Yorum, Eleştiri-Yorum, Öneri-Yorum | Yorum Yok »
20 Haziran 2009
şöyle bir bak gözüme. illede taa içine bakman gerekmez. elin elime değsin mesela. illede tutman gerekmez. sıcaklığını hissetsem yeter. adınla adım aynı cümlede geçsin bari. ardarda olması gerekmez. hadi bir konu bulda konuşalım havadan sudan. konunun ille aşk olması gerekmez.yanyana yürüsek mesela sokaklarda. yoluma yoldaş olsan haziran akşamlarında. koluma girmen gerekmez. hergece görsem seni rüyalarımda. kalktığımda bir “tüh” çekmeye razıyım. gerçek olması gerekmez. Yazının tamamını okuyun »
Etiketler: adamı, böyle, böyle böyle yıpratıyor hayat adamı, deneme oku, hayat, özgün adam, yıpratıyor
Kategori Eleştiri-Yorum | Yorum Yok »
16 Haziran 2009
Ali okula başlamış. İçinde bitmek tükenmek bilmeyen bir okuma azmi olduğu için önce okumayı öğrenmiş. İlk hecelediği kelime aşk olmuş. Okuması ne kadar kolay diye geçirmiş içinden cinali. Yaşamasını bilmiyormuş oysa. Sonra ali sevmeyi öğrenmiş. Sonra ağlamayı öğrenmiş. Sonra kalbi kırılmış cinalinin. Sonra kaçmayı öğrenmiş. Sonra kaçmamayı öğrenmiş. Sonra ağlamamayı öğrenmiş. Yazının tamamını okuyun »
Etiketler: bir cinalinin hayatı, cinali, deneme, deneme oku, özgün adam
Kategori Deni-Yorum | 1 Yorum »
14 Haziran 2009
Ne yüzün gelir gözümün önüne ne gözün. Ne tutmadığım ellerin gelir aklıma nede hafif hafif unutmaya yüz tuttuğum ses tonun. Ne telefon ederim ne mektup yazarım. Ne ağlarım nede adını anarım. Ne hatırlamaya çalışırım nede unutmamak için çaba harcarım. Ne karalar bağlarım nede türküler söylerim arkandan. Ne Allahın selamını esirgerim nede devamını getiririm. Ama söz dinlerim. Yırtarım bütün fotoğrafları. Umurumda değil. Unutabilirisin. Siledebilirsin beni hayatından. İlk değilsin atlatmam kolay olur. Ama sen, benim gibi bir dağı kolay atlatabilirsen… Olay olur. Yazının tamamını okuyun »
Etiketler: değil, deneme, deneme oku, oku, özgün adam, umrumda, umrumda değil
Kategori Eleştiri-Yorum | Yorum Yok »
12 Haziran 2009
Yakışmadı sana bu terk ediş…
Ne bileyim işte. Bir erkeğin kırlarda çiçek toplaması gibi yakışmadı. Yapabileceğinin en iyisi bu olmamalıydı. Son çare değildi ayrılık. Köşeden dönüşünü izlerken elimden gelen bişeyler olmalıydı. Peşinden seslenmeye mecalim olsa koşar tutardım ellerini. Ama şimdi.. Önüne parmak çıkan karınca gibiyim. Ne yana dönsem çıkmaz yol oluyor. Ufuk karanlık Yazının tamamını okuyun »
Etiketler: , deneme, deneme oku, önüne parmak çıkan karınca gibiyim, özgün adam, terkediş, terketmek, yakışmadı sana bu terkediş
Kategori Deni-Yorum, Şehirden Kelimeler | Yorum Yok »
17 Nisan 2009
Hangi yemine inanırsan o yemini edeyim… Kötüyüm işte. Hani gözüne güneş gelince elini kaldırırsın ya rahatsız olupta.. mecalim yok. Gözüme sen kaçtın. Elim kalkmıyor.ağlamayı aştım artık güzelim. Ağlamayarak üzülüyorum. Vallahi yalan değil artık adını anmadan cümleye başlayamadığım. Besmele gibi dilimde adın. Her hüzünlü şarkıda siluetin gözümün önünde. Hani herkesin kendini bulduğu şarkılar var ya. Ben o şarkılarda kendimi kaybediyorum. Kötüyüm işte…
Artık eski tadı vermiyor güneşin batışını izlemek. Sanki eskisi gibi batmıyormuş gibi. Yada ne bileyim şekerli çay bile şekersizin tadını vermiyor artık. Ağzımın tadı Yazının tamamını okuyun »
Etiketler: deneme, işte, kötüyüm, kötüyüm işte, özgün adam
Kategori Deni-Yorum, Yaşı-Yorum | Yorum Yok »
22 Mart 2009
kimisi denizsiz yaşayamaz. kimisi ormansız. kimisi güne sigarayla başlar. kimisi besmeleyle. kimisi için kedisi vazgeçilmezdir. kimisi için arabası. herkesin vazgeçeceği ve vazgeçemeyeceği şeyler bellidir. Biz rapten vazgeçemeyenlerdeniz.
kimiz biz? rap işlesin diye fütursuz yüreklere kendinden cayan bir avuç insanız. Biz adanmışlık timsaliyiz. Kimine göre elindeki tırmığıyla şeytan. kimine göre arp çalan melekleriz. Amacı aynı olan müziğin sadece enstrumanlarla yapılmadığını bir kelimeye bin anlam yüklemenin ne demek olduğunu bilen sağduyulu vatandaşlarız. Yazının tamamını okuyun »
Etiketler: , indir, kadere, rabbın, rap, rap müzik fırtınas, yazgısı
Kategori Eleştiri-Yorum | 2 Yorum »
22 Mart 2009
Aslında goldü bütün attıklarım. mahallenin bütün çocukları düşman olduğu için zatıma.. taş üstü diyip saymadılar attığım hiçbir golü.bu bu şanssızlık değil sonradan.. doğuştan benimkisi. Ne zaman uçurtma yapsam rüzgarlar hapsolur biryerlerde… 4 yapraklı gonca avına çıkarken ben dikenli sarmaşıklar bile kuruyup kalır elimde. Şanssızlık diz boyu. Sensizlik bir ömür boyu… ağlamak yakışmaz belki. Ama ölmek nede yakışır ağlamasını bilen adama.. Yazının tamamını okuyun »
Etiketler: bir, deneme, deneme okı, oku, özgün adam, söyleyemeyişime
Kategori Deni-Yorum, Yaşı-Yorum | Yorum Yok »
02 Aralık 2008
Açılış parçası hep aynı hayat senaryosunda…emel söylüyor. “hoş geldin hüzün”..
Birkaç gün geçmeden başlıyor barış manço en içten sesiyle. “Fikrimden geceler yatabilmirem”..Sezen aksu eşlik ediyor barış abiye.. “ben sende tutuklu kaldım” diyor. peşinden yalın yalvarıyor.. “sonsuz ol” diye. Bitmiyor vefasız sevgiliye söylenen sözler. Kalbi kırıldıkça kırılan ben sessiz sessiz dinliyorum birbirinden güzel parçaları… duman yetişiyor sezen ablaya “yak beni yak kendini yak…”. Umursamaz görünüyorum. Candan erçetinden bir şarkı mırıldanıyorum. “umrumda değil.”. bilmukabele diyorsun ve ardı ardına kalp kırkları…
Yazının tamamını okuyun »
Etiketler: deneme oku, denemeler, özgün adam, şarkıların dilinden
Kategori Deni-Yorum, Yaşı-Yorum | 3 Yorum »
15 Ağustos 2008
15 yaşına kadar gazeteleri tencerelerin yanında verilen kağıt birikintileri olarak tanıdım. Bu kağıtlarla ya camlar silinir ya halı yanmasın diye yine aynı gazeteden alınan tencerenin altına konulur yada huni şekline getirilip başa takılırdı. Daha ötesini düşünemedim. Çünkü televizyonlardan edindiğim eksik bilgilerle o kadar dolmuştum ki tencere tava veya ev eşyası vermeyen gazeteleri dışlar hale gelmiştim. Kampanya dedikleri şeyi tam olarak 99 yılında zaman gazetesinden aldığım bilgisayar ile tanıdım dersem yalan söylemiş olmam. Ondan sonra iman ettim ki gazeteler artık sadece tencere ve tava vermiyor. Uçak bileti, traktör lastiği, kapı kolu cilası, şampanya açacağı, anahtarlık ve bir insanın işine yaramayan Yazının tamamını okuyun »
Etiketler: , alışveriş, araba, araç, başvuru, bilgisayar, cep telefonu, elektronik, fiyat, fiyatı, fiyatları, formu, hizmet, ihale, ikinci el, ikinci el araba, kampanyalar, klima, laptop, modifiye, oto, reklam, satılık, satış, servis, ucuz, web, yaşasın kampanya kuşağı, yurtdışı
Kategori Eleştiri-Yorum, Gülü-Yorum | 1 Yorum »
14 Ağustos 2008
Hikayeyi duymuşsunuzdur.
Duymayanlar için birde ben anlatayım…
Sançiyano hiç işlemediği bir suç yüzünden hapse girer. Hapiste kendini çok yalnız hissetmektedir.
Bir gün hücresinin dar penceresinden dışarı bakarken, parmaklığa tırmanan bir karınca görür. Karıncayı görünce o kadar sevinir o kadar sevinir ki hemen karıncayı eline alıp
“Bu karanlık hücrede o kadar yalnızım ki benimle dost olur musun?” diye sorar.
Karınca duruma anlam veremez ve Sançiyano’ nun elinden atlayarak parmaklılardan yukarı doğru tırmanmaya devam eder.
Fakat Sançiyano ısrarlıdır. Tekrar eline alır karıncayı tekrar sorar;
“Bir dosta çok ihtiyacım var. Bu karanlık hücrede o kadar yalnızım ki…”
Karınca sanki bu zoraki dostluk teklifine evet dercesine Sançiyano’ nun elinden aşağı doğru iner ve hücrenin tam ortasına gelip durur. Yazının tamamını okuyun »
Etiketler: , deneme, deneme oku, karıncamı, karıncamı kendim öldürdüm, kendim, öldürdüm
Kategori Bili-Yorum, Deni-Yorum, Yaşı-Yorum | Yorum Yok »
13 Ağustos 2008
2008 Pekin olimpiyatları yapıladursun, kimimiz TV den izleyerek kimimiz arkadaşlardan duyarak kimimizde internet haberlerinden takip ederek kazandığımız altın gümüş bronz madalyaların sefasını sürüyoruz. Türkün başarısı tabiî ki herkes mutlu ediyor. Ama hiç kimse orada icra edilen bütün spor dallarını normal hayatta rutin olarak kullandığımızı bilmiyorlar ve işin garip tarafı asla da öğrenemeyecekler.
Bu ülke Elvan Abeylegesse gibi atletleri çok rahat yetiştirir aslında. Sabah otobüs peşinde işe bir otobüs önce gidebilmek için koşan canım halkım elbette ki koşmayı doğal bir dürtü sanar. Ve elbette ki koşmak onun için sadece sıradan bir eylemdir. Yataktan 5 dakika kar etmek için otobüs peşinde 100 metreyi 12 saniyede koşan nice devlet memurları tanırım. Yazının tamamını okuyun »
Etiketler: , , 2008 olimpiyatları, beden eğitimi ve spor, d spor, fenerbahçe spor, galatasaray spor, istanbul spor, olimpiyat, pekin olimpiyatları, son dakika spor, spor, spor akademisi, spor aletleri, spor ayakkabı, spor eğitimi, spor gazetesi, spor giyim, spor haberleri, spor oyunları, spor salonları, spor salonu
Kategori Gülü-Yorum, Öneri-Yorum | Yorum Yok »
24 Temmuz 2008
Erkek :ama bir şansım daha olmalı…
Kız: :sen o şansı kaybedeli çok oldu.
Erkek :ne olur her zaman bir şans daha vardır
Kız :senin yok..
Edalı kız saçlarını uçuşturup Kadıköy vapuruna giderken üzüntülü genç telefonu aradı ve hiçbir zaman kim olduğunu öğrenemeyeceğim birine döktü içini.
-Asla olmayacak.. yine başaramadım…
Başaramayanlar diyarına hoş geldin diyesim geldi. Hep bir şans vardı aslında. ama elinin altında olduğu için şans olarak değil sıradanlık olarak nitelendirdi. Bunun için bu Yazının tamamını okuyun »
Etiketler: deneme, deneme oku, denemeler, Şehirden Kelimeler
Kategori Yaşı-Yorum, Şehirden Kelimeler | 2 Yorum »
19 Temmuz 2008
Sinema filmlerinde yada dizilerde kalabalık olsun diye kullanılan bir terim… Figüranlık. Yapacağı işten çok bulunacağı ortamda birilerinin olduğu bilinsin diye vardırlar. Bir amaca hizmet etmezler. Bir sonuca ulaşmaya çalışmazlar. Kütleleri sadece varlıktan ibarettir. Düşünmezler. Sadece söyleneni yaparlar. Tam bir günü cüzi bir para için sahne önlerinde geçirirler. Ana karakterleri ön plana çıkarmak için sırayla ölürler. Yada unutulup giderler…
Yazının tamamını okuyun »
Etiketler: deneme oku, denemeler, figüranlar, özgün adam
Kategori Deni-Yorum, Yaşı-Yorum, Öneri-Yorum | Yorum Yok »
07 Temmuz 2008
Güzel bir güne gazeteyle başlanmaz. Başlanamaz. Eğer gazeteyle başlanırsa güzel bir gün olamaz. Her gazete okuduğumda; birilerini mutlu etmek için düşündüğüm türlü fikirlerin üstüne kar yağar. Ve o gün gülmek istesem aklıma mutat gazetelerin 3.sayfalarına sindirilmiş cinayet haberleri gelir. Tam ağzımı açacakken aynı gazetedeki “bir annenin feryadı” başlıklı haberde kullanılan resim gelir. Gülemem. Söyleyeceklerim düğümlenir boğazıma. Yutkunurum. Yutamam. Belki de sanal dünyaya alıştığımız için gerçek haberler ağır geliyordur bünyemize. Yada ne bileyim. Biz bu dünyada yaşamak için fazla insaflıyız. Yazının tamamını okuyun »
Etiketler: , gasete, gaseteler, gaste, gaste oku, gazete, gazete com, gazete oku, gazete okumayı sevmiyorum, gazeteler, günlük gasteler
Kategori Bili-Yorum, Öneri-Yorum | 1 Yorum »
29 Haziran 2008
Çarkıfeleklerle büyüyen bir nesil olarak alışığız “lütfen memet ali bey“ diyerek telefon başında veya televizyon ekranında ağlayan insanlara. O psikolojiyle büyümüş bir insan olmama rağmen hiçbir televizyon yarışmasına katılmamış olmam veya katılmak istememem enteresan yönlerimden birisi sanırım. Daha milli piyango bileti bile almamış nadir insanlardan biriyim. Şansım olmadığına inandığım için değil. Etik değerlere ters düştüğü için almıyorum. Yoksa bende bilirim sayısal loto kuyruklarında ömür çürütmeyi. Veli efendi hipodromunda ilk ayakta yatan kuponlar yüzünden Yazının tamamını okuyun »
Etiketler: , varmısın yokmusun, yarışma, yarışma eleştirisi, yarışma izle, yarışma programları, yarışma programları izle, yarışmalar
Kategori Bili-Yorum, Eleştiri-Yorum | Yorum Yok »
28 Haziran 2008
Yeni ve işe yarar bir iş veya malzeme bulmak için ille de mucit olmaya gerek yok. Bakan bir göz ve düşünebilen bir insan yeterli aslında. Ama ya kendimizi mucit gibi görmemekten yada elimizde olan çok büyük bir sermayeden ; yani insan beyninin derinliklerinden ve gücünden haberimiz olmadığı için yeni keşifleri hep adı duyulmuş büyük insanlardan veya mucitlerden bekleriz. Halbuki her insanın kendi kreatif fikirleri olabilir. Yeter ki bunu gerçekleştirebilecek bir ortamı olsun.
Mesela adını hiç duymadığınız ve muhtemelen IQ su da 60’ı geçmeyen Amerikalı Garrett Augustus Morgan’ın bir icadını günlük hayatta o kadar çok kullanırız ki o icat olmasaydı inanın hayat felç olurdu. Yazının tamamını okuyun »
Etiketler: icatlar, kaşifler, makaleler, mucitler, özgün adam, trafik ışıkları, trafik lambaları, yeni keşifler
Kategori Bili-Yorum | Yorum Yok »
08 Haziran 2008
Fatih terimin maaşı tartışılmaya devam edilirken olaylara sessiz kaldığını sandığımız Fatih bey sonunda konuya bir açıklık getirdi.
“Ayda 130.000 alıyorum milletvekillerinde 550 tane var benden bir tane var bu maaş bana normal”?
Tabi tabi hatta az bile. Şöyle 600.000 filan alman gerekiyor aslında. Hangisinden 550 tane var fatih bey? Cumhurbaşkanından mı 550 tane var. Yoksa başbakandan mı ?. veya İstanbul milletvekilinden mi 550 tane var. Yoksa senden mi bitane var? Kendini bu kadar yükseklerde görmenin sebebi ne ola ki ? Şenol güneş Türkiye yi dünya üçüncüsü yapmadı mı?. Bütün dünya bu olayı konuşmadı mı? Fatih terim hazır bir takımla hagi gibi büyük bir avantajla uefa yı kazandı imparator oldu. Şenol güneş elindeki sağlam futbolcularla dünyada 3. oldu tınan yok. Neden bu çifte standart. Nasıl harcadınız büyük Şenol güneşi? Bu kartel medyası fatih terimi öne çıkarırken büyük bir ustayı neden arka plana atıyor?. Yazının tamamını okuyun »
Etiketler: , fatih, fatih terim, fatih terim eleştirisi, fatih terim maaşı, fatih terim makalesi, güneş, maaş, şenol, terim
Kategori Eleştiri-Yorum | Yorum Yok »
06 Haziran 2008
“[R]hytm [a]nd [P]oem (Ritim ve Şiir)”
Kısaltması tamda içeriğine uygun şekilde yapılmış. Sadece bir ritim üzerinde herhangi bir sese veya enstrümana gerek kalmadan genelde hızlı ve anlamlı sözcükler söyleyerek yapılan bir müzik türüne ancak böyle bir isim yaraşır zaten. Türk milletinin çoğu tarafından sevilmemesinin sebeplerini hala araştırmaktayım ama hala geçerli bir çözüm bulmuş değilim. Çoğu gereksiz ve bir o kadarda saçma önyargıları yüzünden böyle harika bir müzik türünden yoksun büyüyüp yoksun yetişip yoksun ölüyorlar.
Amerikan müziği olduğu için dinlemiyorum diyenler acaba hiç rock müzik dinlemiyorlar mı? Veya Amerika dizileri karşısında saatlerini vermiyorlar mı?. Yazının tamamını okuyun »
Etiketler: , müzik yorumları, rap dinle, rap makaleleri, rap makalesi, rap müzik, rap müzik üzerine yorumlar, rap üzerine
Kategori Bili-Yorum, Öneri-Yorum | 2 Yorum »
06 Haziran 2008
Karanlığa yakılan bir mumdur mahlasım… Aydınlığa atılmış bir adım… Korkarsınız belki konuşmaya. Tanımazsınız beni. Aykırıdır gidişlerim. Arka arkaya söylerken isyan dolu şarkılarımı… Ellerimle boğarken kasvetli düşünceleri, izlemekle yetinirsiniz beni ve benim gibi korkusuz endamları…
Ey derin karanlıkların sessiz bekçileri… Ey mum yakanları kurşuna dizenler… Üzerinize güneş olmaya geliyorum. Köpük köpük… dalga dalga geliyorum. Gücünüz yeterse susturun beni. Vurun gücünüz yeterse emsalsiz duygularla bezenmiş düşüncelerimi. Parçalayın her ortaya attığım fikir akımını. Ama unutmayın ki her parçamdan yeni bir ben doğacaktır.
İşkence havasında geçen bir ömrü reklamlayıp satanlar. görünüş budalaları. Ey hakikat yoluna cam kırıkları serpiştirenler. Yazının tamamını okuyun »
Etiketler: , adam, çizgili defter, çizgilidefter, mahlas, özgün, özgün adam
Kategori Deni-Yorum | 1 Yorum »
22 Mayıs 2008
Güle Güle Kardeşim.
Lise arkadaşımı,canımı ciğerimi askere uğurladım. Her seferinde sanki daha önce hiç asker uğurlamamış hissine kapılıp, aynı şeyleri aynı hazla yapıyorum. Otobüsün önüne geçip istiklal marşı okumak… görmese bile otobüs gözden kaybolana kadar arkasından el sallamak gibi…
Çok karışık duygular içinde oluyor insan. Siz hiç hem ağlayıp hem davul zurna eşliğinde halay çeken bir baba gördünüz mü? Ben gördüm. Gözyaşlarını halay başının elindeki mendile silen anaları gördünüz mü? Onuda gördüm. Otobüsün önünde dimdik ayakta durup hazır olda asker selamı verdikten sonra, arka koltuklarda sinip gözyaşlarını kimseye belli etmeden silen delikanlılar gördüm. Yazının tamamını okuyun »
Etiketler: asker, asker uğurlaması, askerler, asler, güle güle, kardeşim, otogar hatırası
Kategori Yaşı-Yorum | Yorum Yok »
18 Mayıs 2008
Issız. Biçare bir çöl buğusu gözlerimde. Yoluna divane bir mecnun. Alevine aşık bir roman kahramanı var bu şehirde. Ey en güzel harflerin oluşturduğu en güzel isim. Bir kez bile anamadan adını karşılıklı. Bir kez bile bakamadan donduran sıcaklıktaki gözlerine. Terk edip kendimi sana gitmek var karanlığın taa derinlerine. Akılda gitmeler… yolumda engel olan bir bir rüzgar… Gayrisi hikâye…
Her şarkı sana yönelten bir vesile. Her varlık uğruna yakılmış bir meşale. Ve her çırpınış bir yok oluşa nişane. Yazının tamamını okuyun »
Etiketler: deneme, deneme oku, denemeler, Söyleyemeyişime bir deneme
Kategori Deni-Yorum | 2 Yorum »
26 Nisan 2008
Güne nasıl başlarsanız akşama kadar öyle gider. Bu yüzden güne iyi başlamak çok önemlidir. İnsan psikolojisi ve sosyal yaşam hakkında gayri ihtiyari olarak yaptığım gözlemler sonunda bu gerçeğe ulaştım.
Günü mükemmel kılmak herkesin kendi elinde. Güne mükemmel başlamak ve o günü mükemmel bir gün olarak yaşamak istiyorsanız öncelikle kendinizi biraz gözden geçirmeniz gerekecek. Monotonluklarınızı, kendinizi başkasının yerine koyup izlediğinizde göreceğiniz kötü yanlarınızı ve kalp kırmamayı başarmanız, mükemmel bir gün geçirmeye başlamak için ilk adımlarınızdır. Fakat burada bir ayrıntıya dikkat çekmek istiyorum. “kendinizi başkasının yerine koyup izlediğinizde göreceğiniz kötü yanlarınızı” derken başkalarının size söylediklerinden bahsetmiyorum. Kendi gördüğünüz kötü yanlarınızdan bahsediyorum.
Bir örnek vereyim. Şarkı söylemeyi çok seviyorsunuz. Ve şarkıyla kendinizi bir bütün içinde sunup kendinizi şarkılarla ifade ediyorsunuz. Ve bir arkadaşınız durup dururken sadece kendi egosunu tatmin uğruna Yazının tamamını okuyun »
Etiketler: günler, günlük şiddet, güzel, mükemmel günler, ne bu şiddet bu celal, özgün makale
Kategori Öneri-Yorum | 1 Yorum »
22 Nisan 2008
Hoax’ın Türkçe meali “Hurafe” dir. Yani normalde olmayan ama anormal yollarla uydurulabilen bir çeşit ego tatmin şeklide diyebiliriz. Daha çok maille yayılan şekline rastlamışınızdır. “Bu maili açmayın hayatınızın sonu olur, 500 kişiye göndermezsen Allah seni taş yapar.” Şeklindeki maillere hoax diyebiliriz mesela.
Hangi akla hizmet yazıldığı belli olmayan ve genelde İngiltere ve Amerika kökenli olan “hoaxl”lar işi gücü olmayan ve İngilizce bilen birkaç “boş gezenin boş kalfası” diye tabir edebileceğimiz vatanına milletine hayırlı vatandaş tarafından Türkçeye çevrilir ve Türkiye deki mail kullanıcılarının insafına sığınarak yollanır. Tabi bundan sonrası milletimizin birbirini düşünmesinden kaynaklanır. Yani madem ben böyle bir virüsün varlığından haberdarım ve Yazının tamamını okuyun »
Etiketler: gereksiz mail, gereksiz mailler, hoax, hoax nedir, mail oku, saçma sapan mailler
Kategori Bili-Yorum | Yorum Yok »
21 Nisan 2008
Türkiyede artık önüne geçilemeyecek kadar büyüyen bir rant haline geldi Televizyon ve medya sektörü. İstediğini yücelten istediğini yerin dibine sokan. İstediğini vezir istediğini rezil eden taraflı ve kullanılabilir bir sektör. Gazeteler hadi bir nebze! İstemezsen almazsın okumazsın ama TV öyle de değil. Kumandayı elinize aldığınız anda içinden ne çıkacağını bilemediğiniz dev bir kutunun ağzındaki çıtaları kırmış oluyorsunuz.
Her çeşit programa rastlamak mümkün Yerli Sinema, Yabancı Sinema, Belgesel (nadirde olsa), Yerli Dizi, Yabancı Dizi, Pembe Dizi (kendi başına kategori olmayı hak ediyor), Kadın Programı, Erkek Programı, Spor Magazin, Sade Magazin (Nam-ı diğer Paparazzi), vb. Hiç durmadan 20 sayfa size çeşit sayabilirim. Ama bunların içinde kanıma en çok dokunan maalesef ki diziler. Derdim büyük ama bakalım anlatabilecek miyim.
Ne oluyoruz kardeşim? nedir bu dizi şamatası? Artık akşam programları bile dizi Yazının tamamını okuyun »
Etiketler: çalıntı diziler, dizi, dizi çılgınlığı, dizi izle, dizi izleme, dizi izlemek, dizi saatleri, diziler, haftada yayınlanan diziler, kaç dizi yayınlanıyor, televizyon dizileri, yayındaki diziler
Kategori Eleştiri-Yorum | Yorum Yok »
19 Nisan 2008
Basından:
“Ünlü türkücü İbrahim Tatlıses’in ATV’de yayınlanan programı ’İbo Show’ bundan böyle TRT-1’de ekranlara gelecek. Canlı yayında özellikle dilini tutamadığı için artık programı banttan yapmak için uzun süre TRT yöneticileriyle görüşmelerde bulunan Tatlıses, yöneticilerin baskısı ile yayını canlı olarak gerçekleştireceğini kabul etti. Dekor yetişirse 17 Nisan günü ilk programı için kamera karşısına geçecek olan Tatlıses bölüm başına TRT’den 65 bin YTL alacak”
Aynı Basından başka bir haber:
“TRT’nin yılbaşı gecesi banttan 6 şarkı için Tarkana 750 bin dolar artı KDV ödemesine sanatçılardan farklı tepkiler sürüyor…”
Buda bizden bir haber:
“Açlık ölüm getirdi;14 yaşındaki kız bir dilim ekmek olmadığı için evden aç çıktı. Okul dönüşü açlığın verdiği dalgınlıkla otomobilin altında kaldı”
Ya bu TRT ye sormak istiyorum. Nerden geliyor bu değirmenin suyu ? Yazının tamamını okuyun »
Etiketler: asgari ücret, devlet memuru maaşı, fatih terimin maaşı, ibo show, ibrahim tatlıses, maaşlar, trt1
Kategori Eleştiri-Yorum | Yorum Yok »
17 Nisan 2008
Herhangi bir meslek dalında “profesyonelleşme” tabiri geçtiği zaman herkes normal olarak “gereklidir efendim” diyerek son noktayı koyar. Ama günümüzün popüler mesleklerinden bir olan “dilencilik” bu tabirin doruk noktasına ulaştığı yerdedir. Yani artık profesyonelleşmek diye bir şeyden söz edilemez çünkü dilenciler çıtayı o kadar yükseğe çakmışlar ki mühendis doktor vb gibi mesleklerin dilencilerin kendi alanlarında geliştirdiği yeteneklere yetişmesi için bayağı bir ihtisas yapması gerekecek.
Ramazanda sayıları iki katına çıkan ve pantolonu giyerken bir bacağını kıvırıp dizinden aşağısı yokmuş gibi görünen dilenciler sayesinde artık sokaklarda gerçekten kimin ihtiyacı var anlayamaz olduk. Gerçi ihtiyacı olan insan sokakta dilenemez orası da ayrı konu ama meslek erbabı olmak farklı şey tabi.
Size neyi anlatacağımı tam olarak bilmiyorum. Mecidiyeköyde “Allah rızası için 10 YTL ” diye dilenen bir dilenciyle başlarsam olmaz tabi. iyisimi ben küçük küçük anılarımı anlatmaya Yazının tamamını okuyun »
Etiketler: dilenci, dilenci maceraları, dilenciler, neşesi, sokakların, sokakların neşesi dilenciler
Kategori Gülü-Yorum | 3 Yorum »