Sporcu Milletiz Vesselam

   2008 Pekin olimpiyatları yapıladursun, kimimiz TV den izleyerek kimimiz arkadaşlardan duyarak kimimizde internet haberlerinden takip ederek kazandığımız altın gümüş bronz madalyaların sefasını sürüyoruz. Türkün başarısı tabiî ki herkes mutlu ediyor. Ama hiç kimse orada icra edilen bütün spor dallarını normal hayatta rutin olarak kullandığımızı bilmiyorlar ve işin garip tarafı asla da öğrenemeyecekler.

   Bu ülke Elvan Abeylegesse gibi atletleri çok rahat yetiştirir aslında. Sabah otobüs peşinde işe bir otobüs önce gidebilmek için koşan canım halkım elbette ki koşmayı doğal bir dürtü sanar. Ve elbette ki koşmak onun için sadece sıradan bir eylemdir. Yataktan 5 dakika kar etmek için otobüs peşinde 100 metreyi 12 saniyede koşan nice devlet memurları tanırım. Ama yüzüne söyleseniz ve ondaki bu cevheri keşfettiğini yüzüne haykırsanız bile inanmaz. Hayatında hiç piyano çalmamış bir insanı düşünün. Belki de dünyanın en iyi piyanisti olacaktır. Elleri sadece piyano çalmak için yaratılmıştır. Ama piyanoya dokunamadan öldüğü için sıradan bir işçi olarak hayatına son vermiştir. Bu aynı çöpe düşen elmas gibidir. Dışı çamurlu olduğu için asla gerçek değeri anlaşılamaz. Taki sert bir yağmur yağıp;dışındaki taşlaşmış olan çamur katmanını eritene kadar.

   Su birikintilerinden uzun atlayan arkadaşlarım var. Abartısız 2 metreyi gerinmeden atlıyorlar. Ve bunun karşılığında ne birisinin kendisini yüceltmesini nede yaptığının spor dalı olarak itibar görmesini bekliyorlar. Kışın yerler don olduğunda 3 mahalle boyunca kayarak okula 3/1 zamanında giden lise arkadaşlarımda oldu. Onlarda bu spor dalının kendileri için bir şey ifade etmeyeceğini düşündüler. Sanki dünyadaki tek spor dalı futbolmuş gibi herkes ona yöneldi. Her akşam ders programı hazırlamaktansa 12 dersi tek çantaya sıkıştırıp her gün o çantayla 2 km yürüyen arkadaşlarım da var. Ağırlık kaldırırken bu işten para kazanacağını halterin ne büyük bir spor dalı olduğundan bihaber şekilde lise bitirdiler. Çöp kokan sokaklardan nefesini tutarak geçen ama asla aklına dalış yapmak gelmeyen bir çok insan tanıyorum ayrıca. Yasemin DALKILIÇ’ın hikayesinin de bundan çok farklı olacağını sanmıyorum. Bir insan durup dururken dalgıç olmaya karar vermez. Onu tetikleyen ve dünya nefes tutma şampiyonu olmasını sağlayan bir etken olmalı. Bence bu etken hepimiz için eşit. Ve muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcut.
Size sesleniyorum ey Türk halkı.

İlk hedefiniz 2012 olimpiyatları.

İleri…
“Özgün Adam”

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Yorum Yapın