‘Eleştiri-Yorum’ Kategorisi için Arşiv

Bir psikiyatristimiz eksikti…

Perşembe, 16 Temmuz 2009

        Yeni moda oldu sanırım. Aile danışmanları… Psikologlar… kelimelerle insanları yola getirdiklerine inanılan meşhur insanlar. Hiç inancım yok bir insanın beni kelimelerle iyi edeceğine. Hiçbir kelimeye inancım kalmadı zira. Ne bir cümle psikolojimi düzeltir nede bir insanın benim hayatım hakkında ileri geri konuşup yorum yapması. Bilakis buna tahammülde edemem. Kavga çıkar. (more…)

Böyle böyle yıpratıyor hayat adamı.

Cumartesi, 20 Haziran 2009

şöyle bir bak gözüme. illede taa içine bakman gerekmez. elin elime değsin mesela. illede tutman gerekmez. sıcaklığını hissetsem yeter. adınla adım aynı cümlede geçsin bari. ardarda olması gerekmez. hadi bir konu bulda konuşalım havadan sudan. konunun ille aşk olması gerekmez.yanyana yürüsek mesela sokaklarda. yoluma yoldaş olsan haziran akşamlarında. koluma girmen gerekmez. hergece görsem seni rüyalarımda. kalktığımda bir “tüh” çekmeye razıyım. gerçek olması gerekmez. (more…)

Umrumda değil

Pazar, 14 Haziran 2009

            Ne yüzün gelir gözümün önüne ne gözün. Ne tutmadığım ellerin gelir aklıma nede hafif hafif unutmaya yüz tuttuğum ses tonun. Ne telefon ederim ne mektup yazarım. Ne ağlarım nede adını anarım. Ne hatırlamaya çalışırım nede unutmamak için çaba harcarım. Ne karalar bağlarım nede türküler söylerim arkandan. Ne Allahın selamını esirgerim nede devamını getiririm. Ama söz dinlerim. Yırtarım bütün fotoğrafları. Umurumda değil. Unutabilirisin. Siledebilirsin beni hayatından. İlk değilsin atlatmam kolay olur. Ama sen, benim gibi bir dağı kolay atlatabilirsen… Olay olur. (more…)

Rap..Rabbın Kadere Yazgısı

Pazar, 22 Mart 2009

 kimisi denizsiz yaşayamaz. kimisi ormansız. kimisi güne sigarayla başlar. kimisi besmeleyle. kimisi için kedisi vazgeçilmezdir. kimisi için arabası. herkesin vazgeçeceği ve vazgeçemeyeceği şeyler bellidir. Biz rapten vazgeçemeyenlerdeniz.

 kimiz biz? rap işlesin diye fütursuz yüreklere kendinden cayan bir avuç insanız. Biz adanmışlık timsaliyiz. Kimine göre elindeki tırmığıyla şeytan. kimine göre arp çalan melekleriz. Amacı aynı olan müziğin sadece enstrumanlarla yapılmadığını bir kelimeye bin anlam yüklemenin ne demek olduğunu bilen sağduyulu vatandaşlarız. (more…)

Yaşasın Kampanya Kuşağı

Cuma, 15 Ağustos 2008

     15 yaşına kadar gazeteleri tencerelerin yanında verilen kağıt birikintileri olarak tanıdım. Bu kağıtlarla ya camlar silinir ya halı yanmasın diye yine aynı gazeteden alınan  tencerenin altına konulur yada huni şekline getirilip başa takılırdı. Daha ötesini düşünemedim. Çünkü televizyonlardan edindiğim eksik bilgilerle o kadar dolmuştum ki tencere tava veya ev eşyası vermeyen gazeteleri dışlar hale gelmiştim. Kampanya dedikleri şeyi tam olarak 99 yılında zaman gazetesinden aldığım bilgisayar ile tanıdım dersem yalan söylemiş olmam. Ondan sonra iman ettim ki gazeteler artık sadece tencere ve tava vermiyor. Uçak bileti, traktör lastiği, kapı kolu cilası, şampanya açacağı, anahtarlık ve bir insanın işine yaramayan (more…)

Hayatımız yarışma

Pazar, 29 Haziran 2008

         Çarkıfeleklerle büyüyen bir nesil olarak alışığız “lütfen memet ali bey“ diyerek telefon başında veya televizyon ekranında ağlayan insanlara. O psikolojiyle büyümüş bir insan olmama rağmen hiçbir televizyon yarışmasına katılmamış olmam veya katılmak istememem enteresan yönlerimden birisi sanırım. Daha milli piyango bileti bile almamış nadir insanlardan biriyim. Şansım olmadığına inandığım için değil. Etik değerlere ters düştüğü için almıyorum. Yoksa bende bilirim sayısal loto kuyruklarında ömür çürütmeyi. Veli efendi hipodromunda ilk ayakta yatan kuponlar yüzünden (more…)

Tek Adam Fatih Terim mi

Pazar, 08 Haziran 2008

       Fatih terimin maaşı tartışılmaya devam edilirken olaylara sessiz kaldığını sandığımız Fatih bey sonunda konuya bir açıklık getirdi.

    “Ayda 130.000 alıyorum milletvekillerinde 550 tane var benden bir tane var bu maaş bana normal”? 

     Tabi tabi hatta az bile. Şöyle 600.000 filan alman gerekiyor aslında. Hangisinden 550 tane var fatih bey? Cumhurbaşkanından mı 550 tane var. Yoksa başbakandan mı ?. veya İstanbul milletvekilinden mi 550 tane var. Yoksa senden mi bitane var? Kendini bu kadar yükseklerde görmenin sebebi ne ola ki ? Şenol güneş Türkiye yi dünya üçüncüsü yapmadı mı?. Bütün dünya bu olayı konuşmadı mı? Fatih terim hazır bir takımla hagi gibi büyük bir avantajla uefa yı kazandı imparator oldu. Şenol güneş elindeki sağlam futbolcularla dünyada 3. oldu tınan yok. Neden bu çifte standart. Nasıl harcadınız büyük Şenol güneşi? Bu kartel medyası fatih terimi öne çıkarırken büyük bir ustayı neden arka plana atıyor?. (more…)

Dizisiz hayat

Pazartesi, 21 Nisan 2008

    Türkiyede artık önüne geçilemeyecek kadar büyüyen bir rant haline geldi Televizyon ve medya sektörü. İstediğini yücelten istediğini yerin dibine sokan. İstediğini vezir istediğini rezil eden taraflı ve kullanılabilir bir sektör. Gazeteler hadi bir nebze! İstemezsen almazsın okumazsın ama TV öyle de değil. Kumandayı elinize aldığınız anda içinden ne çıkacağını bilemediğiniz dev bir kutunun ağzındaki çıtaları kırmış oluyorsunuz.
 Her çeşit programa rastlamak mümkün Yerli Sinema, Yabancı Sinema, Belgesel (nadirde olsa), Yerli Dizi, Yabancı Dizi, Pembe Dizi (kendi başına kategori olmayı hak ediyor), Kadın Programı, Erkek Programı, Spor Magazin, Sade Magazin (Nam-ı diğer Paparazzi), vb. Hiç durmadan 20 sayfa size çeşit sayabilirim. Ama bunların içinde kanıma en çok dokunan maalesef ki diziler. Derdim büyük ama bakalım anlatabilecek miyim.

 Ne oluyoruz kardeşim? nedir bu dizi şamatası? Artık akşam programları bile dizi (more…)

Asgari ücret

Cumartesi, 19 Nisan 2008

Basından:

“Ünlü türkücü İbrahim Tatlıses’in ATV’de yayınlanan programı ’İbo Show’ bundan böyle TRT-1’de ekranlara gelecek. Canlı yayında özellikle dilini tutamadığı için artık programı banttan yapmak için uzun süre TRT yöneticileriyle görüşmelerde bulunan Tatlıses, yöneticilerin baskısı ile yayını canlı olarak gerçekleştireceğini kabul etti. Dekor yetişirse 17 Nisan günü ilk programı için kamera karşısına geçecek olan Tatlıses bölüm başına TRT’den 65 bin YTL alacak”

Aynı Basından başka bir haber:

“TRT’nin yılbaşı gecesi banttan 6 şarkı için Tarkana 750 bin dolar artı KDV ödemesine sanatçılardan farklı tepkiler sürüyor…”

Buda bizden bir haber:

 “Açlık ölüm getirdi;14 yaşındaki kız bir dilim ekmek olmadığı için evden aç çıktı. Okul dönüşü açlığın verdiği dalgınlıkla otomobilin altında kaldı”

Ya bu TRT ye sormak istiyorum. Nerden geliyor bu değirmenin suyu ? (more…)

Ah şu belediye otobüsleri

Salı, 15 Nisan 2008

         Sabah en relax halinizle kalkıp, kahvaltınızı yapıp, güzelce giyinip mutlu ve huzurlu olarak çalışacağınızı umut ettiğiniz işyerine gitmek için evden çıktınız. Ve her günkü gibi yine otobüs binmek için standart bindiğiniz otobüs durağına yöneldiniz. Duraktan sonra 200 adım atarak kuyruğun sonuna ulaştınız ve gelmesi muhtemel bir otobüsü beklemeye başladınız.10 Dakika.. 15…20… derken yarım saat sonra ufukta bir otobüs görünür. Toplulukta hafif bir kıpırdanma başlar. Herkes “bir kişi geçeyim bari. Kâr kârdır!” diyerek ince omuz hareketleriyle birbirini geçme çabası içine girer. Otobüs durduğunda ise o ince omuz hareketleri “Futbol” müsabakalarındaki “Omuz Omuza” sahnelerini aratmaz ve güçlü olan kazanır otobüse ilk biner. Son boş kalan yere de “Omuz Omuza” galibi düşman rakip oturursa sizin için iğrenç bir gün başlamış demektir.

 Yukarıda anlattığım kısmı her ne kadar size uyarlamış gibi görünsem de (more…)

İstanbulda Lale Devri

Pazartesi, 14 Nisan 2008

            Çok değil bundan 290 yıl öncesi. Yer aynı yer. Kağıthanedeki sadabad kasrında damat İbrahim paşa ve yakın çevresi aynı bugünkü gibi bir lale telaşesi içine düşmüşlerdi. Laleler için pazarlar kurulur, satış tarifeleri çıkartılır, halkın refah seviyesi düşünülmeden her dem yenilir içilir sorgu sual sorulmazdı. Sonunda dayanamayan ve hakkını arama gayreti içine giren bir grup Patrona Halil Komutasında ayaklanarak Kağıthanede yaptırılan ultralüks Sadabad kasrını yıktılar ve Damat Ibrahim Pasa yı ölürdüler. Bir insanın ölümünü kimse basite indirgeyemez elbette ama halk sefalet içindeyken lükse olan tutkunluk yüzünden her şeyi unutup yöneticilerin kendi hayatını yaşaması da affedilir bir şey değildir.

        Gelelim bugüne; İstanbulun yolları köstebek yuvasına dönerken, en kısa yolculuk 60 dakika sürerken,en kısa inşaat süresi 4 yıla uzarken ve maharetmiş (more…)